Dünya’da ve Türkiye’de Otomotiv Sektörü

Otomotiv sektöründe artan rekabet özellikle 1970’li yıllardan itibaren Japon firmalarının pazara girmesiyle daha şiddetlenmiştir. Böylelikle Sektör dünya ölçeğinde tekrar yapılanmıştır. Küresel düzeyde rekabet olduğundan dolayı sektörde hem fiziki sermaye hem de insan sermayesi değersizleşmiştir. Bunun nedeni istihdamın azaltılması, ücretlerin aşağı çekilmesi ve işçi çalışma sürelerinin uzatılması olarak gösterilebilir. Rekabetin artmasıyla müşteri ve Pazar payı için yapılan mücadeleler artmıştır ve özellikle fiyat savaşları ve fiyat indirimleri ortaya çıkmıştır. Firmalar pazar payı için karlılıklarını göz ardı etmişlerdir. Japon firmasının Amerikan otomobil piyasasındaki payı 1970’te %5 iken bu oran 1990’da %28’e yükselmiştir.

Sektörde öncü olan dört firmanın 1999 Yılında dünya pazarındaki payları %40,9’dan %44,6’ya yükselmiş ve aynı dönemde en büyük on firmanın dünya pazarındaki payı %63,9’dan %71,2’e yükselmiştir.

1928 yılından itibaren Türkiye’de ithal ve montaj otomobiller dönemi başlamış ve ilk fabrikayı da Ford Motor Company şirketi kurmuştur.

1950’li yıllarda otomotiv sektörünün ülkemizde temelleri atılmış ve 1960’ların sonu ve 1970’lerin başında otomotiv montaj fabrikalarının kurulmasıyla sektörde önemli gelişmeler yaşanmıştır.1956 yılında Koç Ticaret Şirketi’ne Ford Motor tarafından ortak üretim konusunda Montaj Hakkına Sahip Bayii statüsünde imtiyaz verilmiştir. Kurulan bu montaj fabrikası günde 8 adet kamyon ve 4 adet otomobil üretimi ile faaliyete başlamıştır. Türk otomotiv sanayinin sektördeki ilk önemli adımları da Türk ordusunun jip ve kamyon ihtiyacını karşılamak amacıyla 1954 yılında İstanbul Tuzla’da Türk-Willys Jip fabrikası ve Ankara’da Türk traktör montaj fabrikası kurulmasıdır. Türkiye’nin ilk deneyimi ise 1961 yılında Eskişehir Devlet Demiryolları fabrikasında Devrim ismi verilen otomobildir. Söz konusu otomobil 4 adet olarak üretilmiştir. 1966 yılında Koç Ticaret bünyesindeki Ford- Otosan, dönemin otomobili Anadol’u üreterek Türkiye’de kendi modellerinin montajını başlatmıştır.

Otomotiv sektörü reel ekonomik aktivitenin içerisinde belirleyici rol üstlenmektedir. Sektör, metal sanayi, tekstil sanayi, cam, elektrik elektronik, plastik, petro-kimya, demir çelik gibi hammaddelerden oluşmaktadır. Turizm, ulaştırma, inşaat, alt yapı, savunma gibi alanlarda sektörde üretilen ürünler yaygın olarak kullanılmaktadır. Finans, sigorta, akaryakıt, servis, yedek parça, pazarlama gibi pek çok dallarla işbirliği içindedir. Türkiye otomotiv sektöründe dışa bağımlıdır. Sektörde yerli üretimi arttırıcı teşviklerin yapılması, diğer ülke markalarına ait araçların montajlarının ülke içerisinde yaygınlaştırılması, Türk üretimi otomobillere uygulanan ÖTV’nin düşürülmesi gibi uygulamalar otomotiv sektörünü canlandıracak ve dışa bağımlılığımızı azaltacak etki yaratacaktır.

Kaynak

İmren Ceylan, Finansal Krizlerin Reel Sektöre Etkilerinin İncelenmesi ”Otomotiv Sektörü Üzerine Bir Uygulama”

 

*Bu çalışmanın tüm hakları, İmren Ceylan’a aittir.

Etiketler

Furkan ABALI

Merhabalar öncelikle web sitemizde olduğunuz için teşekkür ederek biyografime başlamak istiyorum. yazılım eğitimi gören üniversitemden yüksek lisans ile mezun olup kendimi bilişim sektöründe geliştiren ve geliştirmeye devam ederken buldum. okulumu süleyman demirel üniversitesinde okudum.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı