Ekonomik Büyüme Nedir ?

Ekonomik büyüme önemli bir makroekonomik amaçtır, çünkü yaşam standartlarının artmasına, vergi gelirlerinin artmasına ve yeni işlerin yaratılmasına yardımcı olmaktadır. James Tobin için büyüme sorunu yeni bir şey olmayıp, aksine her zaman iktisadın ilgisini cezbeden ve meşgul eden bir asırlık soru olan, Bugün mü gelecek mi sorusu için yeni bir maskedir.

Bir diğer farklı görüş ise Wallace Peterson’un Gelir İstihdam ve Ekonomik Büyüme adlı kitabında yer almaktadır. Bu görüşe göre ekonomistler büyüme olgusunu sadece mal ve hizmet miktarının artışı olarak değerlendirmemeli çünkü mal ve hizmet miktarının artmış olması bireyin yaşam standartlarını iyileştirmesini gerektirmemektedir. Toplam hasıladaki artış yatırım ve kamu mallarını kapsayabilir. Bu durumda bireyin maddi refahına katkı sağlamış olmaz. Asıl önemli ölçüt kişi başına tüketimin belirlenmesiyle oluşmalıdır. Reel Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın zaman içinde sürekli artmasını ifade eden olgu ekonomik büyümedir.

Bu artışlar söz konusu ülkenin ekonomik performansını belirlemede önemli bir göstergedir. Bu nedenle iktisadi büyüme kavramı geçmişten bugüne bilimsel anlamda ilgi çeken, güncelliğini koruyan bir kavram haline gelmiştir. İktisat tarihçisi olan David S. Landes’in Amerikan Ekonomi Kurumunda yapmış olduğu sunumda “Neden Biz Daha Zenginiz, Diğerleri Daha Yoksul?” konu başlığı iktisadi büyümenin temel sorusu niteliğindedir. Bugün hala ülkeler nasıl daha fazla ekonomik büyüme elde edilebileceğini araştırmaktadır.

Bir ülkenin üretim kapasitesini arttırma işlemi ancak uzun dönemde başarılabilir. Üretim kapasitesinde meydana gelen artışlar da temel olarak ya üretim faktörlerinin miktar olarak ya da bu faktörlerin nitelik olarak iyileşmesi ile
sağlanmaktadır.

Ekonomik Büyümeyi Belirleyen Faktörler

Doğal Kaynaklar

Doğal kaynaklar, dünya çapında önemli bir servet kaynağıdır. Bir ekonominin büyümesi için mevcut doğal kaynaklar da gereklidir. Doğal bir kaynak, toprak, mineraller, su, tarım ürünleri ve ormanlar gibi üretime girdi sağlayan doğal olarak var olan bir fiziksel sermaye şeklidir. Mevcut doğal kaynak türleri dünya çapında çarpıcı biçimde değişmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki toprakların çoğu verimlidir ve büyüyen ürünler için çok uygundur fakat aynısı Afrika’daki birçok ülke için de geçerli değildir. Bu farklılık, doğal kaynakların yalnızca bir
ekonominin ne kadar üretebileceği konusunda bir rol oynamakla kalmaz, aynı zamanda üretilen mal ve hizmet türlerini de etkiler.

Sermaye

Bir ulusun sermaye stoğu (diğer malları üretmek için kullanılan mal veya mallar), bir ulusun çıktısını (belirli bir zaman diliminde yaratılan mal ya da hizmetlerin miktarını) belirlemede ve ülke ekonomisinin büyümesine neden olan önemli bir faktördür. Sermaye makine, araç ve bina gibi üretim sürecindeki tüm insan kaynaklı girdileri içerir. Dolayısıyla bu kavramı sadece parasal değerlerle ilişkilendirmek doğru olmamaktadır. Klasik İktisat Ekolünün en önemli varsayımlarından biri olan paranın üretim ve tüketim üzerinde bir tül niteliği taşıması, bugünkü dünya koşullarında taban tabana zıt olmaktadır. Çünkü etkisiz eleman olarak adlandırılan para, bugünkü ekonomik
faaliyetlerin temelini oluşturmaktadır.

Emek

Emek faktörü, ekonomik büyümenin en önemli itici güçlerinden birisidir. İşletmelerde, üretimi ortaya koyan insan kaynağını ifade etmektedir. Emek faktörü kas gücüyle olabileceği gibi, düşünsel çalışmalarıda kapsamaktadır.
Nüfus ile emek faktörü arasında doğrusal ilişki vardır fakat emek faktörünün niteliksel artışı daha önemlidir. Nitel artışlar da ancak emeğin bilgi ve becerilerinin artmasıyla mümkün olacaktır. Bu amaçla yapılan harcamalar beşeri sermaye yatırımları olarak adlandırılmaktadır. Eğitim seviyesi ile artan, gelişen emek gücü üretimde daha etkin olur. Bu ise ekonomik büyümenin artmasını sağlar.

Teknolojik Gelişme

Teknoloji faktörü insanın yaratıcı zekasının bir ürünüdür. James Watt’ın buhar makinesi icadıyla başlayan teknoloji serüveni diğer yeniliklere öncü olmuş ve bu süreç ülkelerin ekonomik büyümesinde önemli ölçüde katkıda bulunmuştur. Teknoloji olgusunun önemi iktisadi anlamda 1980 yıllarına kadar anlaşılamamıştır. Özellikle klasik iktisatçıların önemli isimlerinden Adam Smith ve Ricardo gibi iktisatçılar teknoloji olgusunu kabul etmelerine rağmen emeğin ve uzmanlaşmanın bir sonucu olarak görmüşlerdir. Bu bağlamda teknoloji emeğin ardında kalan, ikinci planda olan bir kavram olmuştur. Schumpeter ile birlikte iktisat biliminde yerini almıştır.

Sanayileşmiş ülkeler, geçmişte teknolojik gelişme sayesinde elde ettikleri ve bugüne getirdikleri refah düzeylerini sürdürmek için teknolojik gelişmeye özel önem vermektedir. Çünkü teknoloji faktörü, ülkenin sadece doğal kaynaklar üzerinden büyümesi sınırını aşarak, işgücü ve sermayenin verimliliğini artırmakta, büyümenin itici gücü olmaktadır. Öte yandan teknolojinin artmasıyla birlikte işgücüne ihtiyacın azalması, işsizliği beraberinde getirdiği için teknoloji faktörünün ekonomik büyüme üzerinde itici güç olup olmadığı tartışma konusu olmuştur.

Kaynak

Burçin Çakır, Dış Ticaret Hadleri Ve Ekonomik Büyüme İlişkisi: Türkiye Örneği

Etiketler

Ömer Burak Karatay

Uzun süredir blog sitelerimde çeşitli alanlarda paylaşımlar yapmaktayım, ekonomi hususundaki bilgi birikimimi ve yeni haberleri sizlere en doğru şekilde iletmek üzere buradayım. Benimle iletişime geçmek için [email protected] adresinden mail yolu ile ulaşabilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı